Nedeniyle aktif Saraydurak
Saraydurak; Kastamonu İlinin Devrekani İlçesine bağlı bir köyüdür. Kastamonuya uzaklığı 53 km, ilçeye uzaklığı 23 km’dir. Şenlik Kasabasını geçtikten sonra Ahlatçık Köyü yolundan yada Alçılar (Koru) Köyü’nü geçerek Kadıoğlu üzerinden iki yoldan ulaşmak mümkündür. Göç nedeniyle nüfusu sürekli azalagelen köyün daimi ikamet eden nüfusu son yapılan nüfus sayımına göre 117 iken şimdi bu sayının daha da altına düşmüştür.
Şekerci, Çal, Aşağıköy, Saray, Börümce, Dorağı, Devrencik, Kına Kayası ve Köse Köyü olmak üzere dokuz parçadan oluşur. Ayrıca daha önce yazları kullanılan Kayabaşı adıyla bilinen yer de daimi yerleşenlerin bulunması nedeniyle ayrı bir mahalle olarak sayılabilir.
Kadıoğlundan gelen çay köyden geçerek Elmalı üzerinden Bozkurta ulaşır. Çay üzerinde (Aşağıköy ve Çal’da olmak üzere) 2 adet betonarme köprü vardır. Köyde biri Börümcede diğeri Aşağıköyde olmak üzere 2 adet okul var ise de taşımalı sistem nedeniyle kapalıdır. Köyün camisi Köse Köyündedir.
Köy genellikle dağlık ve ormanlıktır. ekilebilen arazi sınırlıdır. Geçim kaynağı hayvancılıktır. Köyden şehre göç edenler genellikle inşaat işlerinde ve hamur işlerinde çalışırlar.
Duvarı bitki mantar ve Şampanya
İcadı DON PERIGNON Tarafından Yapıldı.
Şampanya, köpüklü beyaz şarap.
İyi cins üzümlerden yapılır. Üzüm şırasının alkol mayalanmasından sonra üç kez fıçı değiştirilir ve karışımlar uygulanır. Köpük elde etmek için şişelenir ve 911 C° ısıdaki mahzenlerde başaşağı konur. Mantar üzerinde biriken tortu özel işlemlerle alındıktan sonra istenilen tiplere göre (sek, yarı sek, tatlı), kamış şekeri, yüksek kaliteli şarap ya da konyak karışımı eklenir. Şişeler özel mantar makinesiyle kapatılır. Mantarlar şişeye yarım girer ve belli bir düzenekle şişeye tutturulur. Bu düzenek çıktığında mantar kendiliğinden şişenin ağzından fırlar.
Pinositotik Pinositoz
Pinositoz (Eski Yunanca pino içmek, sito hücre demektir.) hayvansal hücrelerin sıvı haldeki maddeleri, vezikül oluşturarak, sitoplazmalarına almalarına verilen isim. Hücre zarının içeri doğru çökmesi ile oluşan küçük cepler, daha sonra zarın kapanması ile içi sıvı dolu pinositotik vakuollere dönüşür. Bu yolla hücre iyonları ve küçük molekülleri sıvı ile birlikte bünyesine alır.
Ayrıca bakınız
Hücre membranından madde geçişinin bazı diğer yolları:
- Fagositoz
- Difüzyon
- Ozmoz
Birleşim yerinden açılarak atık Piriz
Piriz, çimento ve alçı gibi bağlayıcı maddelerin su ile karıştırılıp bir hamur haline geldikten bir süre sonra yapısındaki suyu kaybederek (kimyasal birleşim, buharlaşma vb.) katılaşması.
Piriz süresi ortam koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterir. Normal koşullar altında piriz işlemi 1-10 saat arasında tamamlanır. Aşırı olmamak koşulu ile artan sıcaklık altında katılaşma hızlanır. Katılaşma ile birlikte sertleşme olarak tanımlanan hamurun dayanım kazanma olayı başlar. Örneğin betonun dayanımı zamanla artar ve çimento hamurunun tam dayanıma ulaşması uzun bir süre alır.
Yalancı piriz, çimentonun ani bir biçimde sertleşmesidir. Hidratasyon ısısı açığa çıkmaz. Beton, mukavemeti kaybolmadan, karıştırılmak sureti ile eski hamurumsu kıvamına geri döner.
Ani piriz ise betonun beklenmedik bir biçimde, öngörülen süreden önce pirize girmesidir. Ani priz sırasında yüksek derecede hidratasyon ısısı oluşur. Ani prizin geri dönüşümü yoktur.
Büyük moleküllerin hücre dışına Peroksizom
0.3-0.5 mikron çapında ve tek kat zar ile çevrili olan peroksizomlar metabolik aktivitesi fazla olan, karaciğer, böbrek, ve kalp kası gibi hücrelerde fazla bulunurlar. Bunlar katalaz, ürik asit, oksidaz ve d-aminoasit oksidaz gibi peroksidaz enzimlerini taşırlar. Bu enzimler yardımıyla oksidasyon-redüksiyon olaylarına katılırlar. Pürin bileşiklerinin yıkımları, karaciğerde etanolün oksidasyonu gibi önemli olaylarda rol alırlar. Özellikle katalaz enzimi hücre için zararlı olan H2O2‘ nin parçalanmasını sağlar.
(H2O2 + Katalaz → H2O + ½ O2)
Ekzositoz Endositoz ile Furkan Suresi
Furkan Suresi (Arapça: سورة الفرقان) Kur’an-ı Kerim’in 25. suresi.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. ayetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 ayettir. Sure adını, ilk ayette geçen “el-Furkan” kelimesinden almaktadır. Furkan, “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Surede temel konular olarak Muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.
Furkan Suresi Meali Alisi
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1.Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne Yücedir.
2.Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
3.O’nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
4.İnkar edenler dediler ki: “Bu (Kur’an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.
5.Ve dediler ki: “Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.”
6.De ki: “Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
7.Dediler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”
8.”Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”
9. Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.
10.Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne Yücedir.
11. Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.
12. (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.
13.Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.
14. Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.
15. De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.”
16. “İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.”
17. Onları ve Allah’tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;
18. Derler ki: “Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.”
19. “İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız.”
20.Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
2l. Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.
22.Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: “(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak.”
23.Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.
24. O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.
25.Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;
26.İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.
27.O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,”
28.”Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.”
29.”Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.”
30.Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.”
31.İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32.İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.
33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.
34. O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.
35. Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun’u yardımcı kıldık.
36. Böylece onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin” dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.
37.Nuh’un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.
38. Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).
39. Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
40.Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
41.Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?”
42.”Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.
43.Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
44. Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.
45. Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.
46. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.
47. O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.
48. Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;
49. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.
50. Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler
51. Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.
52.Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir mücadele ver.
53. İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
54.Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O’dur. Senin Rabbin güç yetirendir.
55.Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
56.Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
57.De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.”
58.Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.
59.O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.
60.Onlara: “Rahman (olan Allah)a secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.
61.Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.
62. O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.
63. O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.
64.Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
65. Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.
66. “Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir.”
67.Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.
68. Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.
69. Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
70. Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
71.Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
72.Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
73. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
74. Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir.
75.İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
76. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
77. De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.”
Hücreyi Protesto (film)
Protesto (La Haine) Mathieu Kassovitz’in 1995 yılında çektiği Fransız filmi.
Film, Paris’in gettolarında yaşayan biri pied-noir (Said), biri yahudi (Vinz), biri ise siyahi (Hubert) üç arkadaşın hikayesini konu alarak, Fransa’da gettolarda yaşayan gençlerin hayatından bir kesit sunmaktadır.
Kassovitz’in filmi ırkçılığa ve sosyal sınıf farklılıklarına yaptığı göndermeler nedeniyle hem Fransa’da hem de dünyada oldukça ses getirmiştir. Film, siyah-beyaz çekilmiş olmasının yanı sıra müzikleri (örneğin, patronla derdini anlatan Jamaikalı’nın söylediği şarkı gibi) ve görece kısa olması gibi özellikleri nedeniyle vurucu bir atmosfer yaratıyor.
Oyuncu Kadrosu
- Vincent Cassel (Vinz)
- Hubert Kounde (Hubert)
- Said Taghmaoui (Said)
- Abdel Ahmed Ghili (Abdel)
- Solo (Santo)
- Héloïse Rauth (Sarah)
- Rywka Wajsbrot (Vinz’in büyükannesi)
- Choukri Gabteni (Said’in kardeşi)
- Arash Mansour (Arash)
Hikaye
Filmdeki olaylar bir Kuzey Afrikalı’nın (Abdel) polis tarafından öldüresiye dövülmesi sonrası Paris’in kenar mahallelerinde yaşanan çatışmalı bir gecede bir polisin glock marka tabancasını kaybetmesi ile başlar.
Abdel’in öldüğünü öğrenmelerinden, Vinz’in öfkesini dizginleyip glock’u Hubert’e teslim edişinden bir süre sonra, üç arkadaşın yaşadığı mahalleye gelen Fransız polisi silahıyla şov yaparken Vinz’i vurur.
Karakterler
Filmin baş karakteri öfkesine hakim olamayan ve Abdel ölürse bir polis vuracağını film boyunca yineleyen Vinz (Vincent Kassel) olsa da konuşan adam Said, düşünen adam daha sakin bir mizaca sahip olan Hubert’tir: gökdelenden atlayan ünlü bir Fransız düşünürün de dediği gibi “Yere inmeme daha çok var!” Hubert’in de felsefesi budur. Zira Hubert’in akrabalarının yarısı hapistedir ve hapse dair fikirleri, hücreyi bir Dali tablosu gibi gören Vinz’den daha gerçekçidir.
Ödüller
- (1995) Cannes Film Festivali En İyi Yönetmen
Difüzyon Kılcal damar
Kılcal damar veya kapiler vücuttaki en küçük kan damarı|kan damarlarına verilen isimdir. Büyüklükleri yaklaşık 5-10 μm’dir. Arterler (atardamar) ile venleri (toplardamar) birleştiren kılcal damarlar, dokularla etkileşimi en yoğun olan kan damarlarıdır. Kılcal damar duvarları tek bir hücre tabakasından (endotel) oluşur. Bu tabaka öyle incedir ki oksijen, su ve lipitler gibi moleküller difüzyon ile bu tabakadan geçip dokulara girebilirler. Karbondioksit ve üre gibi zararlı ve atık maddeler de difüzyon ile kılcal damar içindeki kana dağılırlar. Belirli bazı sitokinlerin salınımıyla kılcal damarların gerçirgenlik|geçirgenliği (permeabilite) daha da arttırılabilir.
Ortalama bir insan vücudundaki kılcal damarların toplam uzunluğu yaklaşık 40.000 km’dir. Atar damarlarla toplar damarları birbirine bağlayan, tek sıralı epitel dokudan oluşmuş ince damarlardır. Kan ile doku hücreleri arasındaki madde alışverişini sağlarlar ve kan akışı yavaştır.
Içi sıvı Sıvı
Sıvı, maddenin ana hallerinden biridir. Sıvılar, belli bir şekli olmayan maddelerdir, içine konuldukları kabın şeklini alırlar, akışkandırlar. Sıvı molekülleri, sıvı hacmi içinde serbest hareket ederler, fakat partiküllerin ortak çekim kabiliyeti, hacmin izin verdiği ölçüdedir.
Sıvının hacmi, onun sıcaklık ve basıncına bağlıdır.
Sıvılar iletkendir. Fakat iletkenlikleri içlerine konulan maddelerle değişebilir.
Örnek: Su=yalıtkan Tuz+su=iletken şeker+su=yalıtkan
Ölçü birimleri
Sıvıların miktarı hacim birimleri ile ölçülür. Litre ve m3 vb. birimler kullanılır.
Atıkları koful içinde hücre Apokrin bezler
Apokrin bezler; salgılama sırasında hücrelerinden bir miktarda sitoplazma (yaklaşık 2/3′ü kadar) ve bazı parçalar kopararak salgı üreten hücrelerin oluşturduğu bezlerdir.
Hücre, kopan kısımlarını onararak yeniden salgı yapacak duruma gelir. Salgıları yapışkan, bulanık ve yoğun kokuludur. Bu nedenle Koku Bezleri de denilir. Genellikle ergenlikte salgı yapmaya başlarlar. Bu salgının yapıldığı yerlerde mikroorganizmaların üremesi olağandır. Kulak kiri oluşturan bezler, göz kapağındaki Moll bezleri, koltukaltı, kasık, meme başı, anüs çevresinde bulunan bezler bu tiptedir.
Ayrıca bakınız
- Dış salgı bezleri
-
-
-
- Merokrin bezler
- Apokrin bezler
- Holokrin bezler
-
-
Next Page »